Gülşah Ekinci ile Medya Sohbeti


Gülşah Ekinci ile Medya Sohbeti

Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz ?

1994 yılından beri medya sektörünün içinde bulunuyorum. Mesleğe radyoculukla başladım. Program sunuculuğu ve haber spikerliği yaptım. Radyonun ardından gelen bir teklifle televizyona geçtim. 2 sene boyunca TGRT'de hava durumunu sundum. Daha sonra farklı programlara yöneldim arada yeniden radyo'ya dönüşlerim oldu. Hem radyo, hem televizyon eş zamanlı ilerledi. İlk haber spikerliğine ise HBB’de başladım. Böylece haber dünyasına ilk adımı atmış oldum. TGRT ve HBB’nin yanısıra, STAR TV, BRT, TV NET, Expo CHANNEL gibi kanallarda ve Süper FM, Radyo Viva, Radyo Tatlıses gibi sevilen radyolarda görev yaptım. Yaklaşık 10 yıl önce ise Cihan Haber ajansı ailesine katıldım.

Radyo televizyondan çok farklı bir boyut ikisi arasındaki farkı nasıl değerlendiriyorsunuz....

İkisi de çok keyifli ama televizyonculuk biraz daha zor gibi. Radyo kapalı bir kutu, sadece siz varsınız. Ağzınızdan çıkan bir hatayı televizyonun aksine düzeltmeniz biraz daha kolay ama televizyonda öyle değil. Mimiklerinizle, jestlerinizle, söylediklerinizle tam olarak seyircinin karşısındasınız ve hatanız çok daha net algılanabiliyor. Dolayısıyla televizyon daha mükemmeliyetçi, radyo ise daha samimi bir kimliğe sahip bence… Ama ikisinin de keyfi apayrı…

Haberin dışına çıkmak gibi bir niyetiniz oldu mu?

Zaten haberin dışından geldiğim için tam tersine bu süreçte haberin tamamen içine girdim. Daha öncesinde sadece bir spikerdim ama Cihan Haber Ajansı’na girdiğimden beri haberin mutfağında da yer alıyorum. Sunuculuğun yanı sıra, editörlük de yapıyorum. Habere kendimden birşeyler katabilmek, emek vermekten çok keyif alıyorum.


Programcılığa özlem var mı?

Zaman zaman özlemiyorum dersem yalan olur ama haber spikerliğinde ben kendimi buldum diyebilirim.


Yayıncılık yeni bir noktaya ilerliyor eskiden tv izleyicisi sadece tv izleyicisiydi şu an her televizyon izleyicisi aynı zamanda internet kullanıcısı sizce bu yayıncılığı nereye götürüyor ?

Aslında anında etki ve tepki açısından güzel bir aşamaya gelindi. İnsanlar bilgi kaynaklarına eskiden bu kadar kolay ulaşamazken, her duyduklarına inanıyor, yanlış bir haberin peşinden gidebiliyorlardı ama şimdi öyle değil. Doğru bilgi bir tık uzakta. Karşılaştırma yapılabiliyor, neyin doğru neyin yanlış olduğu ayırt edilebiliyor, bilgiye çabuk ulaşılabiliyor. Kısacası, internet kullanımını olumlu olarak görüyorum ama kötüye kullanılmaması, insanların yanıltılmaması şartıyla.

Haber kanallarının artmasıyla spikerlik rol model haline geldi, eğitim şart mı, nasıl değerlendiriyorsunuz....

Eğitim her alanda olursa çok iyi olur ama bu işi yapmak için illa ki eğitim diyenlerden değilim. Yeteneğiniz, belli bir birikiminiz, ilginiz varsa bu iş yapılabilir diyorum. Ama buradan “her önüne gelen bu işi yapabilir” şeklinde bir anlam da çıkmamalı.

Medyadaki rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz size nasıl yansıyor ?

Rekabet kaliteyi getirir diye düşünüyorum. Rekabetin olduğu yerde daha fazla kaliteli işler olması mümkün ama rekabetinde bir sınırı olmalı. Reyting uğruna seyirciyi göz ardı eden, kaliteyi düşüren, eğitim ve kültür seviyesini aşağı çeken rekabeti onaylamıyorum. Seyirciyi doyurmak, bilgilendirmek aynı zamanda tatmin etmek gerek.

Kırmızı Türk hakkında neler söylersiniz....

Tesadüfen karşılaştım. Kendi adımla ilgili arama yaparken, Kırmızı Türk'te fotoğraflarımı gördüm. İnceleyince daha da çok beğendim. Medya ve spiker dünyası ile ilgili böylesi kapsamlı bir internet sitesine daha önce rastlamadığım için yakın takibe aldım. Kısacası, çok kaliteli buluyorum; bir spiker olarak bizim de böyle bir platformumuz olduğu için mutluluk duyuyorum.

Yayıncılık dışında neler yaparsınız, neler okursunuz...

Yayıncılık dışında özel hayatıma zaman ayırmaya çalışıyorum. Evliyim, çok sevdiğim bir eşim ve 8 yaşında bir kızım var, zamanımın geri kalan kısmını onlara ayırmaya çalışıyorum. Birlikte sinemaya, tiyatroya gidiyoruz, bir takım kurslara katılıyoruz, alışveriş yapıyoruz, kitap okuma saatleri düzenliyoruz. Ailemin dışında dostlarımla bir araya gelmek ve gezmek en büyük zevkim. Spora önem veriyorum. Pilates yapıyorum, yürüyorum, yüzüyorum.

Gelecekle ilgili tasarımlarınız neler ?

Geçmişte çok hedefler koyuyor, hırs yapıyordum ama Cihan’a girdikten ve aile olduktan sonra hırsın değil, huzurun; paranın değil, mutluluğun çok daha önemli olduğunu anladım. İşimi çok seviyorum. Birileri “artık bu kadar yeter, başkalarının önünü açmanın vakti geldi” diyene kadar spikerliğe devam etmek istiyorum. “Hayat planlanmaz, yaşanır, zamana bırakılır” diye düşünüyorum.


Cihan Haber Ajansında yaptığınız yayınlardan ve çalışmalardan bahseder misiniz ?

Cihan Haber Ajansı çok özel ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan bir projeyi uyguluyor. 2003 yılından beri süren “Cihan TV Network” projesi şu an 94 yerel kanalda canlı olarak yayınlanıyor. Benim sunduğum “Akşam Ajansı” adını taşıyan ana haber bülteni ile 2005 yılından beri her akşam saat 18.00- 19.15 saatleri arasında yurt ve dünya gündeminden sıcak gelişmeleri seyircilere aktarıyoruz.

Son sözünüz...

Herkese sevgilerimi gönderiyorum. Savaşın, terörün, acıların, gözyaşlarının son bulduğu bir dünyada insanlara daha güzel haberler verebilmeyi, her bültende morallerin bozulması yerine, yüzlerde tebessüm oluşturacak iyi haberlerde buluşmayı diliyorum.





Gülşah Ekinci ile Medya SohbetiGülşah Ekinci ile Medya SohbetiGülşah Ekinci ile Medya SohbetiGülşah Ekinci ile Medya Sohbeti
Gülşah Ekinci ile Medya Sohbeti